YAZAR                                 OYUNCU                           YAŞAM KOÇU                      AYNADAKİ BEN

BURCU ADAL KÖSE İLE BİREYSEL SEANSLAR

Deeksha İlahi enerji aktarımı, Çakra dengeleme, İkili ilişkiler, Şifalandırma, Aile ilişkileri ve DNA, Hücre kodlama, Melek çalışmaları, Geçmiş şifalandırma.

Randevu: Telefon Seansları için burcuuuadal@gmail.com, burcukose_35@hotmail.com (0553 616 48 46)

Ücretlendirme: 45 dakikalık telefon seans ücreti 175 TL

Burcu Adal Köse Kimdir?

Burcu Adal Köse, 26 Mart İzmir doğumludur. Uludağ Üniversitesi Gıda bölümünü okudu.Üniversitede okuduğu alanda hiç çalışmadı.Üniversite tercihinin hatalı olduğunu dile getiren Adal , kısa süreli modellik yaptı. İnsanlarla iletişim halinde olmayı çok sevdiği için satış sektöründe çalışmaya başladı. Uzunca bir süre fitness sektöründe satış müdürlüğü yaptı. Satış sektöründe çalışmak kendisine çok yaratıcı ve keyifli gelmeyince İzmir' de birkaç yerel kanalda sunuculuk yaptı.Ve ardından oyunculuğu deneyimlemek istedi. Ve bu konuda eğitim almak üzere İstanbul 'a yerleşti.Pana Sinema Akademi de kamera önü oyunculuk eğitimi aldı. Gelen oyunculuk teklifi üzerine bir kanalda ana castta Küçük Gelin dizisinde Gülsüm karakterini canlandırdı. Diziden ayrıldıktan sonra tamamen kendisini spiritüalizm, parapsikoloji, psikoloji ve kuantum fiziği ile ilgili çalışmalara verdi. Uzun yıllar boyunca bu konuda çok araştırma yapan ve okuyan Burcu Adal enerji sistemleri ve kişisel gelişim ile ilintili seminer ve eğitimlere katıldı. Çok değerli hocalardan, bilinçli yaşam üzerine aldığı seminerlerden edindiği bilgileri kendi yaşam deneyimiyle birleştirip "Aynadaki Ben" adlı kitabını yazdı. Aynı zamanda kendisi oneness blessing(deeksha) sertifikasına sahip bir şifa uygulayıcısıdır.


AYNADAKİ BEN

Aynadaki Ben adlı kitabımda, arka kapakta egonun sana yaptıklarını gördün diye yazdım. Egoyu zihin olarak kullandım aslında. Çünkü o halk arasında kullandığımız egoda yine zihnin bir oyunudur. Zihin ya geçmiş hafızaya göre hareket eder ya da gelecekle ilintili düşünceler içerisindedir. Yani geçmişte kötü bir şey yaşamışsanız hemen hafızadan onu çeker alır. Ve sizi korkuya teşvik eder. Geleceğinizi geçmiş kayıtlardan oluşturmaya devam ederseniz iyi bir ruhsal tekâmülü gerçekleştiremezsiniz. Daha doğrusu karmanızı yaşarsınız ya da kaderinizi. Ancak karma değiştirilebilir. Gerçekten niyet ederseniz tabi ki. Sürekli niye aynı şeyleri yaşıyorum der bazı insanlar iste bu sebepledir. Anda yaşamak şimdide olmak önemlidir. Hem yaşamdan daha keyif alırsınız hem de daha huzurlu bir yaşam sürersiniz. Bu kitap, yoğun meditatif çalışmalar yaparken, düşüncelerimi fark etmemle başladı. Bir yıl oldu yazalı. Sabah sayfaları diye aralıklarla yazdığım küçük yazıların birleştirilmiş halidir. Zamanlaması şimdiymiş. Zaten her şey siz hazır olduğunuzda gelir. Aslında bir ayna çalışmasıdır. Dışarıda gördüklerimizin de bizim birer yansımamız olduğunu fark etmeliyiz. Başımıza her ne geliyorsa bunlar bizim seçimlerimizdir. Ancak bunları değiştirip, dönüştürmek ve hayr'lı karmalar yaratmak bizim elimizdedir.

Aslında birçok insan sürekli zihinde yaşıyor. Geçmiş ya da gelecekte olan zihin sizi yorar. Andan koparır. Oysa geçmiş ve gelecek iç içedir. Sadece yaşadığımız şu an vardır. Bunu meditasyon ya da enerji çalışmaları yapan insanlar daha iyi deneyimlerler.

Alkol artık hiç tüketmediğimi dile getirdim kitapta. Enerji çalışması yapan insanların alkol kullanmaması gerektiğini düşünüyorum. Zaten enerjiniz arınınca, beslenme şeklinizde değişiyor. Otomatikman vücudunuz her türlü zararlı şeyi reddetmeye başlar. Sağlıklı ve zinde bir bedenin ve dingin bir zihnin farkındalığını yaşarsınız. Kendi Öz 'ünüzle yaptığınız her farkindalıklı çalışma sizi yargılardan, kıyaslardan, dedikodudan, ajitasyonlardan hatta tüm korkularınızdan arındırır.

Aynadaki Ben
Egoyla hareket eden, egosal davranan tüm insanlar büyük bir yanılgı içerisindeler. Kendini yüzeysel görenler, salt bir et kemiktenmiş gibi davranan, ruhunun derinliklerine inememiş olanlar gaflet içerisindeler. Düşünerek bulunamaz bazı şeyler. Yargılama ve kıyaslama yaparak, gerçeği görmek mümkün değildir. En büyük gaflet her şeyi olduğu gibi görememekten büyük resme bakamamaktan ileri gelir. Önce insan bir içini görmeli. Özüyle yüzleşmeli. Ben kimim ki onu bunu konuşuyorum. Ahkâm kesiyorum. Haddim olmadan hüküm veriyor ve yargılıyorum diye bir sormalı kendine.  Tekâmül etmek için bu dünyadayız. Kimse karşımıza boşu boşuna çıkmıyor. İnsanlara davranış biçimimiz, idrakimizi anlayışımızı sorguluyor.

Herkes mutlaka bir şekilde sınanır. Bir sürü şeyle sınanır. İlişkileriyle parayla sağlığıyla işle aşkla her şeyle sınanır.  Sınıf farkı gözetmeksizin sınanmalar her daim vardır. Sınıf farkı diyorum çünkü zengin olman cidden mutlu olman anlamına gelmiyor. Sadece biraz daha bazı konularda hayatın kolaylaşabilir. Ama hepsi bu. İçinde özünde karmaşayla doluysan yine önemi yok ki! Hepimiz tek, bir, özel ve eşsiziz. Bazı insanlar hepsiyle birden sınanabilir. Ama önemli olan ne için bunları yaşıyor olabildiğini kişinin kendisine sorabilmesi ve fark etmesidir. Yüzleşmeden kendini fark edemezsin. Yargılamadan, kıyaslama yapmadan dedikodu yapmadan tamah etmeden kıskanmayarak kendini olduğun gibi görebiliyor musun?

Aynadaki Ben
İnsanın kendisiyle yüzleşme çalışması yapması, aynadaki yansımasını görmesi demektir. Hayatımızda tüm yaptıklarımızla , yaşadıklarımızla yüzleşmek asıl Öz 'ümüzü anlamaktır. Bilinçaltımız , şartlanmış şekilde hareket eder. Bilinçaltımızı değiştirip dönüştürebilmek, gerçek bir farkındalıkla mümkündür. Aynadaki siluetimize başkalarının gözüyle değil de kendi gözlerimizle bakabiliyorsak değişir ve dönüşürüz. DNA ve hücrelerimiz değişir. Bilinçaltındaki eski kalıplar yok olurken, DNA ve hücreler kendini yeniler. Bu bir kundalini uyanışıdır. Uyanış evresinde şiddetli ağrılar, kas seğirmeleri ve ekstra buna benzer şeyler hissedebilirsiniz. Değişim sancılıdır. Ama gerçekleşebilen , hissedilebilen bir olgudur.Gerçek Öz benliğe ulaşmak, beraberinde farkındalık ve uyanışı getirecektir.

Aynadaki Ben
Burcu Adal Köse, ilk kitabi olan Aynadaki Ben de kendisiyle ilintili yüzleşmeleri anlatmaktadır. Yüzleşmeleri yazarken, zihin beden ilişkisine de detaylı bir şekilde yer vermektedir. Bilinç ile bilinçaltı farkındalığını konu alan Burcu Adal Köse egonun yani zihnin her şey olduğunu, egoya yön verebilirsek eğer bilinçaltı ile bilincin dengeye gelebileceğini makaleler şeklinde dile getirir. Alkolün bir yanılgı olduğuna da değinen Burcu Adal Köse bedenimizin bize bahşedilmiş en değerli armağan olduğunu üstüne basa basa yineler. Optimist bir bakış açısıyla, yaşamın daha da olumlu aktığını ve olumlu hale dönüştüğünü ifade ederken Adal Köse, oneness blessing (deeksha) diye tabir edilen ilahi enerji aktarımının, beyinde nörobiyolojik değişimler gerçekleştirilebileceğini kendi deneyimleriyle anlatır. Aynı zamanda Burcu Adal Köse bir deeksha uygulayıcıdır.

Çevremizdeki olaylar, olanlar insanlar bizim birer yansımamızdır. Eğer bilinçaltımız temiz değilse bu yansımalar bizi yönetmeye başlıyor. Örneğin bilinçaltımızda öfke ya da kıskançlık var o düşünceler baskın o vakit o tip insanları çekiyoruz kendimize. Ve bu cidden mıknatıs gibi gerçekleşiyor. Temada dürüstlük baskın dürüst insanlar beliriveriyor hayatımızda. Basımıza gelen her şeyi biz kendimiz istiyoruz. Hastalıkları dahi. Her şeyi. Ben çok deneyimledim. Yüzleşmeler iste bu noktada çok önem arz ediyor. AYNADAKI siluetimize kendi gözlerimizle bakarak bir şeyleri anlatmak ilk başta zor olabiliyor ancak bu iyi bir farkındalık ve derin düşünme kazandırıyor insana...

Beden bize bahşedilmiş en değerli armağandır.Bedenimize iyi bakmamız gerek. Enerji arınınca, bedenin sizden istedikleri de değişiyor. Canlı auralari fark etmeye başlıyorsunuz. Kötü bir kesimse yediğiniz et mideniz ağrımaya ya da bulanmaya başlar. Ya da yemeden önce de bunu hissedebilirsiniz. Enerji arındığında vücudunuz, kimyasal olan her şeyi reddeder. Antibiyotiği , kas gevşeticiyi ya da ağrı kesicileri...Enerji arındığında sağlıklı ve organik olan besinleri vücudunuz istemeye başlar. Bu bir farkındalıktır. BEDEN FARKINDALIĞI diyorum ben buna. Zihin farkındalığı gerçekleştiğinde beden farkındalığı da otomatikman gelir.Alkol bağımlılığının kökeninde,  bilinçaltında baba ile ilgili uzlaşmazlık vardır. Baba ile sorunu olan çocukların genelde alkol problemi olduğu saptanmıştır. Hatta babanın babasına atalarına kadar gider bu durum. Anne ve baba ile ilişkisi güzel bilinçaltı kodlarıyla doluysa bağımlılık genelde olmayacaktır. Bu örneği su sebepten dolayı yazdım; Uyanmış olan kişi ( farkındalığını kazanmış) bir kişi kendiliğinden bu bağımlılığı reddeder. Salt alkol değil aşırı yemek yemekte bağımlılıktır. Çok fazla yemek yemekte oldurur insani. Alkol ya da diğer kimyasallar günümüz dünyasıyla bağdaşmıyor. Yeni ve farkındalıklı bir çağda yasıyoruz artik. Evrimleşirken bu evrende kendi farkındalığını sağlayabilenler kendiliğinden dengeli beslenmeye yönelirler. Çünkü insanın bilinci ve frekansı yükselir. Kızgınlıkta kilo ile ilgilidir. Duygusal patlamaları olan insanlar genelde çok yerler. Bastırılmış duygular yemek yiyerek tekrar bastırılmaya çalışılınır. Kendi Öz unu tanıyan bilen insan suni yiyeceklerle yaşayamaz. Zaten yiyemez. Her daim doğal olana yönelecektir. Beslenme alışkanlıklarımız aslında bizim kim olduğumuzu tanımlıyor. Sinirli , agresif, kırgın, kızgın aşırı gururlu ya da başka olumsuz duygu durumlarından muzdaripse kişi beslenme alışkanlığını tekrar bir gözden geçirmelidir.Çiğnemeden yiyecekleri yine yutmakta yine sindirilmemiş duygularla ilintilidir. Bağırsaklarımız bizim duygularımızı yönetir. Mide ikinci bir beyindir. Neler yediğini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Hayata bir insanin nasıl baktığını yediklerinden içtiklerinden anlayabiliriz. Beslenme alışkanlığı da bir kültürdür. Yanlış edinilen beslenme alışkanlıkları kolay değişmiyor. Ancak bu da bir farkındalık surecidir. Kişi kendi Öz benliğini tanıdıkça zihin ve beden dengesi de kuruluyor. Haliyle beslenme alışkanlıkları da değişiyor. Pırıl pırıl bir enerjiniz auraniz varsa zaten sağlıksız şeyler tüketemezsiniz.Bilinç farkındalığını kazanmış bir kişi yiyeceklerde de bilinçli seçimler yapacaktır.....

Beslenmeni söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
Beden bize bahşedilmiş en değerli armağandır. Bedenimize iyi bakmamız gerek. Enerji arınınca, bedenin sizden istedikleri de değişiyor. Canlı auralari fark etmeye başlıyorsunuz. Kötü bir kesimse yediğiniz et mideniz ağrımaya ya da bulanmaya başlar. Yada yemeden önce de bunu hissedebilirsiniz. Enerji arındığında vücudunuz, kimyasal olan her şeyi reddeder. Antibiyotiği, kas gevşeticiyi yada ağrı kesicileri... Enerji arındığında sağlıklı ve organik olan besinleri vücudunuz istemeye başlar. Bu bir farkındalıktır. BEDEN FARKINDALIĞI diyorum ben buna. Zihin farkındalığı gerçekleştiğinde beden farkındalığı da otomatikman gelir. Alkol bağımlılığının kökeninde,  bilinçaltında baba ile ilgili uzlaşmazlık vardır. Baba ile sorunu olan çocukların genelde alkol problemi olduğu saptanmıştır. Hatta babanın babasına atalarına kadar gider bu durum. Anne ve baba ile iliksisi güzel bilinçaltı kodlarıyla doluysa bağımlılık genelde olmayacaktır. Bu örneği su sebepten dolayı yazdım; Uyanmış olan kişi (farkındalığını kazanmış) bir kişi kendiliğinden bu bağımlılığı reddeder. Salt alkol değil aşırı yemek yemekte bağımlılıktır. Çok fazla yemek yemekte oldurur insani. Alkol yada diğer kimyasallar günümüz dünyasıyla bağdaşmıyor. Yeni ve farkındalıklı bir çağda yasıyoruz artik. Evrimleşirken bu evrende kendi farkındalığını sağlayabilenler kendiliğinden dengeli beslenmeye yönelirler. Çünkü insanın bilinci ve frekansı yükselir. Kızgınlıkta kilo ile ilgilidir. Duygusal patlamaları olan insanlar genelde çok yerler. Bastırılmış duygular yemek yiyerek tekrar bastırılmaya çalışılınır. Kendi Öz unu tanıyan bilen insan suni yiyeceklerle yaşayamaz. Zaten yiyemez. Her daim doğal olana yönelecektir. Beslenme alışkanlıklarımız aslında bizim kim olduğumuzu tanımlıyor. Sinirli, agresif, kırgın, kızgın aşırı gururlu yada başka olumsuz duygu durumlarından muzdaripse kişi beslenme alışkanlığını tekrar bir gözden geçirmelidir. Çiğnemeden yiyecekleri yine yutmakta yine sindirilmemiş duygularla ilintilidir. Bağırsaklarımız bizim duygularımızı yönetir. Mide ikinci bir beyindir. Neler yediğini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Hayata bir insanin nasıl baktığını yediklerinden içtiklerinden anlayabiliriz. Beslenme alışkanlığı da bir kültürdür. Yanlış edinilen beslenme alışkanlıkları kolay değişmiyor. Ancak bu da bir farkındalık surecidir. Kişi kendi Öz benliğini tanıdıkça zihin ve beden dengesi de kuruluyor. Haliyle beslenme alışkanlıkları da değişiyor. Pırıl pırıl bir enerjiniz auraniz varsa zaten sağlıksız şeyler tüketemezsiniz. Bilinç farkındalığını kazanmış bir kişi yiyeceklerde de bilinçli seçimler yapacaktır.

**Her ne yapıyorsanız, ne söz veriyorsanız sorumluluğunu almak zorundasınız. Birilerini oyalıyorsanız, net olmuyorsanız başkaları da er ya da geç sizi oyalayacaktır. Yarattığınız karmaları bulacaksınız. Dikkat ederseniz bunu net şekilde görebilirsiniz...

**Zihinden değil , asla egodan değil hep her zaman kalpten DUA edin...Zihinden dilerseniz yaniltir. Egodan dilerseniz tam tersi vuku bulur. Kalpten dilerseniz kendi gerçegini bulur...

**Enerji daima senin içtepilerin doğrultusunda çalışır. Sen neysen O. Özünde ne barındırıyorsan o. Sen kimsen ve neysen ona göredir yaşadıkların ve rezonansa girdiğin herkes ve her şey. Hepsi senin seçimin... Herkes her şeyle ve herkesle bağlantılı. İyi ya da kötü algısı da sana göredir. Görecelidir. İyi bir şey olduğunda da sen izin veriyorsun. Bunu kabullenirsin. Bu kolaydır. Kötü bir şey olduğunda niye başkasına kızıyorsun ki!

**Evrendeki herşey birbirleriyle titreşimler vasıtasiyla nasıl bir iletisim halinde olduğumuzu anlamamızı sağlıyor.herşey birbiriyle bağlantili herkesle bağlantiliyiz. Vücudumuzun her organiher hücresi,butun nesneler ve canlilarin kendine has bir titreşim alanı var. Bu madde icinde gecerli. Maddenin titreşim enerjisi de  farklı objelerin genellikle farkli frekanslarda titrestigini goruyoruz. Bazilari da ayni yada benzer frekansta titresiyor.Diger insanlar, nesneler olaylar eger bizimle ayni frekanstaysa titreşim alanimiza dahil olurlar. Tesla, evreni anlamak istiyorsaniz enerji, titresim ve frekans olarak degerlendirin, der...

Burcu Adal Köse, AYNADAKİ BEN adlı kitabında kutsal geometri olan yaşam çiçeğini görsel olarak kullanmıştır. Yaşam çiçeği; iç içe geçmiş eşit alana sahip, çok sayıda çember ve dışında bir büyük çemberden oluşur. Yaradılışın sırrı, yaşam çiçeğinde gizlidir. Yaşam çiçeğinin desenleri, evrendeki her şeyi oluşturan, kutsal oranların çıkış noktasıdır. Bu bir küredir oysa. Semavi dinlerde de kullanılmıştır. Varlığımızın, temelindeki asıl formları oluşturur.Evrensel bir küredir bu. Hem unutulmuş olan yaşam çiçeğini anımsatmak hem de anlamlı ve evrensel bir görseli kullanmaktı amaç. DNA'nın çift sarmalı ile Samanyolu ve Sirius' un birbirine dolanarak, çizdikleri yörünge gibi örnekle ilgilenir kutsal geometri. Bu evrensel düzeni, tüm atom ve atom altı parçacıkları ve de sonsuz sayıdaki yıldızlara kadar her yerde İNSANOĞLU var...

Ayrılamadığım her yerin ve her şeyin bir hapishane olduğunu görüyorum. Hiçbir şeye ve hiç kimseye bağımlı değilim. Bu özgürleşmeyi derinden hissediyor olmak bana iyi geliyor.
(Aynadaki BEN kitabından alıntıdır.)

Kaçamam kendimden ve duygularımdan. Kaçacak bir yer olmadığını görmüyor musun? Her duygumu , değiştirip ,dönüştürmeyi seçiyorum. Seratonin geri alım inhibitörü benim. Ben istersem hissederim. Mutluluğu, huzuru, güveni, sevgiyi, aşkı...
(Aynadaki BEN kitabından alıntıdır.)

Her ne yapıyorsak yapalım ödül için yaptığımızda, beklenti var olduğunu görüyorum. Beklenti olunca, sonuca müdahale etmeye kalkışıyoruz.Sonuca müdahale etmeye hakkımız olabilir mi? Tabi ki yok.Sen kendini küçük bir Tanrı mı sanıyorsun hala?
(Aynadaki BEN kitabından alıntıdır.)

 

Burcu Adal Köse'den Sözler...

*Yaptığın herşeye sevgi kat, koşul koyma ki yaşamın daha bir güzel aksın.
*Aşırı duygusallık ,her türlü oluşumun önünde bir engeldir.
*Hayatımızda birşeyler öteleniyorsa mutlaka bir hayr' ı vardır. Zamanlama herşeydir. İlahi Olanın hayrina inanmak gerek.
*Zihnin aşırı çalışmasının sebebi; Şimdinin sade basitliğinden kaçmaktır.Böyle bir zihin hem yorucudur hem de seni andan uzaklaştırır.
*Yapmak, bedenin işidir. Olmak ise ruhla ilgilidir. Beden sürekli birşeyler yapar. Doğrusu ruhla hareket etmektir. Çünkü kalan daima ruhtur.
*Sahip olduğumuz en büyük enerji sevgidir.
*Çokça yürümek dengeler, sarılmak iyileştirir.
*Hiç bir şeyi, hiç bir kimseyi gözünde büyütme yoksa sen küçülürsün.
*Kalbinde nöronlar var. Hislerin bu yüzden çok değerli.Hissederek yapmalısın herşeyi.
*Sağlıklı ilişkiler, karşılıklı bağlılık esasına dayanırlar.Dürüstlük, destek ve sevgi anlaşmalarıyla oluşurlar.
*Evren, uyarı ikazları konusunda yetersiz değildir. Sadece biz erteleme düğmesine basmakta hızlıyızdır.
*Sürekli beklenti içerisinde olmak olacakları da oldurtmaz.
*Zihin sessizleştiğinde kalpten görürsünüz herşeyi.
*Hiç birseyi dramatize etme, dram dramı yaratır.
*Hayat, bizim yüklediğimiz anlam kadardır!

Aynadaki Ben

Top Text

AA Web Tasarım